31 Mayıs 2014 Cumartesi

PARAYA NİÇİN GEREKSİNİM DUYULMUŞTUR?


PARAYA NİÇİN GEREKSİNİM DUYULMUŞTUR?


Bilindiği gibi, bir toplumda gereksinme duyulan malların tümünü herkesin ayrı ayrı etmesindense, aralarında iş bölümüne giderek herkesin belli bir alanda uzmanlaşıp buları üretmeleri çok daha zordur. Çünkü bu yolla hem daha fazla hem daha kaliteli üretim yapılabilir.Bundan ötürü, iş bölümü ve uzmanlaşma, toplumsal gelişmenin temel bir öğesidir. Başka bir deyişle, toplumların ekonomik gelişmeleri, iş bölümü ve uzmanlaşmanın gelişmesiyle bir arada yürümüştür.

 Ancak, açıktır ki iş bölümü mal mübadelesini zorunlu kılar.Üretilen mal ve hizmetler kolayca birbirleri ile değiştirilebilmelidir ki iş bölümü devam etsin ve gelişebilsin. Böyle olmazsa, o iş bölümü toplum için yararlı değil zararlı olur ve dolayısıyla yürümez,çöker.

 Mübadelenin temel koşulu, mübadele edilecek değerlerin değişim oranlarının belirlenebilmesidir. Yani örneğin bir kilo ekmek ne kadar tuz, şeker, kumaş vesaire ile eşdeğerdir, değiştirilebilir?  Önce bu husus bilinmedik malların mübadelesi olanaksızdır. Anlaşılacağı üzere bu sorun, ancak bütün malların değerleri tek bir ölçü ile ölçülebildiği takdirde çözülebilir.İşte bu ortak değer ölçüsüne para diyoruz. Bütün malları değerleri para cinsinden ifade edince ki biz buna malların fiyatı diyoruz artık bunların hangi oranlarda birbirleri ile değiştirilebileceği ortaya çıkmış olur. Örneğin eğer bir kilo ekmek 40 lira, 1 kilo tuzla 20 lira ise, 1 kilo ekmek 2 kilo tuzla değiştirilebilir demektir.

 Paranın böyle ortak değer ölçüsü olabilmesi, açıktır ki farklı nitelikteki malların ortak bir nicelik taşımakta olmalarından ötürüdür. Çünkü çeşitli mal ve hizmetlerde böyle bir ortak yan olmasaydı, bunların tek bir ölçü ile ölçülmeleri de olanaksız olurdu.

Oysa kullanım değerleri olarak mallar niteliksel farklılıklar gösterirler: Ekmek başka bir şeydir tuz başka bir şey. Bunlar tek bir ölçülüp aralarında değer farkını bulmak,bilindiği gibi, olanaksızdır. Bu nedenle çeşitli malları tek ölçü ile ölçüp karşılaştırabilmemiz için,hepsinde var olan ortak bir çözüm bulmamız gereklidir.Bunu buldum zaman, farklı malları farklı nitelikler olmaktan soyup farklı niceliklere dönüştürmüş oluruz.

Bunu buldum zaman, farklı malları farklı nitelikler olmaktan soyup farklı niceliklere dönüştürmüş oluruz.

 İştebütün mallar da var olan bu ortak öğe, hepsinin insan emeğinin ürünleri olmaları, hepsinin belli miktarlarda insan emeği içermeleridir.

 Bilindiği gibi, malların madde özü hiçbir değer taşımaz. Maddeye değer veren öğe, onu insanlara yararlı hale getirmek için harcanan emektir. Bu nedenle çeşitli malları, onların üretilmeleri için harcanmış olan çeşitli emek miktarlarının maddeleşmiş biçimleri olarak düşünebiliriz. Böylece mallar farklı niteliklerinden soyutlanıp sadece farklı nicelik olarak karşımıza çıkmış olurlar.

 Bu açıklamayı yapmaktan maksadımız para ile ölçülen şeyin insan emeği olduğunu ve dolayısıyla paranın  aslında belli bir emek miktarını temsil ettiğini vurgulamaktır.

Paranın değer ölçüsü alma işlevi,sadece mübadele yapılmasına olanak sağlar ;yoksa mübadelelerin kolaylaştırılması bakımından bir rol oynamaz. Mallar pazarda trampa yönetimiyle yani malın doğrudan doğruya malla değştirilmesi yöntemiyle  de mübadele edilebilir.Bu yöntemde, keçisini ekmek ile değiştirmek isteyen bir adamın,yalnızca ekmeğini değiştirmek isteyen bir adam bulması yetmez.ekmeğini keçi ile değiştirmek isteyen bir adam bulmasıda gereklidir.Bu mübadelelerin gelişmesini önleyici önemli bir güçlüktür.Kaldı ki trampada değiştirilecek malların miktar olarak da denk düşmeleri gereklidir. Ben eğer keçimin karşılığında sadece ekmek değil,fakat kumaş ve ayakkabıda almak istiyorsam, trampa yöntemi benim bu sorunuma çözüm getirmez. Nihayet trampa, her malın bütün öbür mallar la olan değişim oranlarını ayrı ayrı bilmeyi gerektirir. Bu da mübadelenin gelişmesini sınırlayan başlı başına önemli bir güçlüktür.

Trampanın bu güçlüklerini aşmak ve mübadeleleri kolaylaştırmak için, paranın bübadele aracı olma işlevine gereksinme vardır. İşin içine para girince, artık herkez malını önce para ile değişir ,sonrada bu para ile değiştirir,sonrada istediği bütün malları para ile satın alır.Bu durumda, ayrica, her malın teki bütün mallarla değişim oranlarını değil,fakat sadece para ile değişim oranlarını bilmekte yeterli olur.

29 Mayıs 2014 Perşembe

PARANIN FONKSİYONLARI ( İŞLEVLERİ ) NELERDİR?

PARANIN FONKSİYONLARI NELERDİR?

 Paranın başlıca üç fonksiyomu vardır.Bunlar,

1. Değer ölçüsü olmak,

2. Mübadele aracı olmak,

3. Değer biriktirme aracı olmak, olarak sıralanır.

 İlk iki işlevi, parayı tanımlarken de görüştük. Tanımında da yer almasından anlaşılacağı üzere bunlar paranın asli fonksiyonlarıdır. Bu ikisi arasında da bir derecelendirme yapmak istersek, birinci sırayı değer ölçüsü olma işlemi alır. Çünkü bir mübadelenin gerçekleştirilebilmesi için, her şeyden önce, karşılıklı değiştirilecek mal yada hizmetlerin değişim oranlarının, yani birisi karşılığında ötekinden ne kadar verileceğinin bilinmesi gereklidir. Bu da ancak değiştirilecek bu her iki değerin aynı ölçü ile ölçülmesi sonucu bulunabilir. Malların değişim oranları tespit edildikten sonra, mübadelenin gerçekleşmesi için, artık paranın aracılığına mutlaka gereksinme yoktur. Mallar pekala  doğrudan doğruya da mübadele edilebilirler.

 Demek oluyor ki para, değer ölçüsü olma işlevi yanıyla, en ilkel biçimde bile olsa, mübadele için zorunlu, vazgeçilmez bir ve olduğu halde, mübadele aracı olmak yanıyla, sadece trampanın güçlüklerini ortadan kaldıran yararlı bir örneğidir. Ne var ki iş bölümünün dolayısıyla mübadelenin gelişmesine koşut olarak paranın mübadelelere  aracılık yapma işlevi giderek önemini arttırmış ve çağımızın toplumlarında artık para bu yönüyle de sadece mübadeleleri kolaylaştıran yarayışlı bir araç olmaktan çıkışmış, onsuz mübadillerin yapılmayacağı zorunlu bir araç halini almıştır.

 Bunlara karşılık paranın üçüncü, yani değer bildirme aracı olma işlevi, mübadele konusuyla ilgili değildir. Bu işlev, paranın ilk iki işlevinin zorunlu bir sonucu, bu işlevlerin bir yan ürünüdür. Gerçekten, değer ölçüsü ve mübadele aracı olduğu için para bir değerde taşır; bu nedenle para biriktirmek değer biriktirmek anlamına gelmekte, insanlara bu olanağı sağlayan bir araç işlevi de görmektedir.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

PARANIN TANIMI NEDİR?


PARANIN TANIMI NEDİR?

İnsanlar sözcüklerle ve kavramlarla düşünür bu düşüncelerini sözcükler ve kavramlarla ifade ederler.Bu nedenle, doğru düşünme bilmemizin temel koşulu, kullandığımız sözcükler ve kavramların doğru ve olabildiğince kesin bir biçimde tanımlanmış olmasıdır.Günlük yaşamda olduğu kadar bilim alanında anlaşmazlıkları yakından inceledi mi zaman bunların önemli bir bölümünün kullandım kavramların farklı tanımlanmalarından kaynaklandığını görürüz.

Böyle olunca, parayı ve para ile doğrudan ilgili konular incelemeye çalışıcam.bu yazımızda paranın tanımı ile başlamak yanlızca yararlı değil, aynı zamanda zorunludurda.Para en temel öğelerine indirgenmiş haliyle, bir toplumun değer ölçüsü olarak kullanmayı olarak tanımlanabilir.Bu tanımlamadan birbirinden bağımsız iki öğe vardır.Birinci öğretime paranın işlevleri gösterilmiştir.Bunlar, değer ölçüsü Ve ödeme aracı olma işlemlevleridir.İkinci öğede, bu işlevleri yerine getirecek olan neslinin toplum tarafından kabul edilmiş olması gereği ifade edilmiştir.



Demek oluyor ki bir nesnenin para olabilmesi için değer ölçüsü ve ödeme aracı olma işlevlerini yapabilecek nitelikle olması, hatta yapması yetmez, aynı zamanda toplumun ona bu işleri yapma görevi vermesi yani onu para olarak kabul etmesi gerekir. Gerçekten bir toplumda paranın işlevleri görebilecek birden fazla nesne bulunabilir.Örneğin, ülkemizde altın ve gümüş, banknotun işlevlerini görebilir. Nitekim eskiden fiilen işler görmüşler, para olarak kullanmışlardır. Ya da örneğin bir yabancı para, diyelim dm ya da frank, paranın işlerini kendi ülkelerinde görebildiklerine göre bizim ülkemizde görebilirler. Ama ne altın, ne gümüş ne  de  yabancı herhani bir para, bizim ülkemizde para sayılabilir.Çünkü toplumumuz bunları para olarak kabul etmemiştir.

 Paranın toplum tarafından kabul edilmesi öğesinin önemini vurgulamak için "para, herkes onu para olarak kabul ettiği için paradır" yada "parayı para yapan şey, herkesin onu para zannetmesidir" gibi tekerlemeler türünden tanımlamalar yapabiliriz.